Memur-Sen 25 yaşında


96 | 18.06.2020
| |

İnsan, emek ve mücadele… İnancımızın, değerlerimizin ve her ikisinden ortaya çıkan ahlakın, hak yönüyle bir şekilde zirveye yerleştirdiği kavramlar. İnsan, yaratılmışların şereflisi; emek, insanın ilk andan bugüne sürekli ve devam edecek eylemi; mücadele ise insanın kendi olma, doğruyu bulma, hakkı savunma noktasında emekle, akılla ve ahlakla inşa edeceği kolektif gayreti.

25 yıl önce, Mehmet Akif İnan, isminin bütün yönleriyle müsemma bir zeminde insana değer, emeğe güç, mücadeleye örgüt kazandırmak adına Memur-Sen’i sendikal hayata, sendikal hayatı da bizlerin dünyasına kazandıran soylu iradeyi arkadaşlarıyla beraber ortaya koymuştur.

İlk günden bugüne, birinci üyeden son üyeye kadar öznesi ve önceliği insan, yönü adalet, özgürlük ve hakkaniyet, yöntemi erdemli, akademik ve çözüme odaklı hizmet sendikacılığı olan aksiyoner erdemli sendikacılık kulvarı hayat buldu, yol açtı, yön çizdi, eşik ve seyir değiştirme noktasında sendikal tarihe zerreden zirveye kayıt düşen bir özne olarak geçti.

Memur-Sen’i özümsemek kolay, özetlemek zordur. Özümsemek kolaydır, çünkü Memur-Sen insana ve fıtratına dairdir. Memur-Sen, irfana ve ahlaka yaslanır; özgürlük yolculuğunu ve adalet hedefini misyon ve vizyonunun başlangıcı sayar. Daha da ötesi, güçlü olmanın değil doğru olmanın, haklı olmanın değil hakla olmanın, büyük olmanın değil güzel ve iyi olmanın makuliyetine ve makbuliyetine inanan insanların kurucu irade olarak sorumluluk paylaştığı bir başlangıç öyküsüne sahiptir. Bu öykü, 25 yılda her biri diğerinde hayat bulan ve paylaşmayı, dayanışmayı, birlikte yaşamanın gereği değil onuru sayan erdem ormanının ağaçları ve dalları olarak birlerden bir milyonlara ulaşan çınarın adıdır.

En doğru, en makul, en ahlaklı, en masum ve en “iyi” olmayı vasatı kabul eden insan, iman, imkân kurgusunu hayatla, emekle, milletle, devletle hem fikrî hem de fiilî düzlemde buluşturmayı vazgeçilmez görevi sayan bir mücadele ahkâmının ve ahvalinin ismidir Memur-Sen.

Ankara’da bir odada başlayan mücadele, 25. yılın şafağında dünyada ve yedi kıtada adından, iradesinden, hassasiyetlerinden ve kavramlarından bahsettiren evrensel soylu mücadele platformuna dönüşmüştür. Enaniyet reddedilip emanet esas alınınca, ekalliyet yok sayılıp ehliyet hedef hâline getirilince; kibir, şan, şöhret reddedilip hep birlikte, her zaman özveriyle, her yerde inanç ve değerler ilkeselliğine dayanılarak mücadele yürütülünce insanın kazanmasına, emeğe kazandırılmasına, mücadelenin zirveye çıkarılmasına dair başlangıç hikâyesidir Memur-Sen.

Bugün, yüzünü güldürmekten, gözyaşını silmekten, mağduriyetini bitirmekten ve mazlumiyetine dair sıkıntıları sona erdirmekten, mağduriyetleri tüketecek hakları arayan örgütlü gücü harekete geçirmekten mütevellit her cümleyi kurmayı fazlasıyla hak eden bir teşkilattır Memur-Sen. Tam da bu yüzden, üyesinin, ülkesinin, insanlığın ve yerkürenin sorunlarını çözen, çözümlerini hızlandıran, refah ve felah arayışlarına öncü ve paydaş olma iradesini ıskalamayan insani, ahlaki, akli ve diplomatik bir emek hareketine, merhamet teşkilatlanmasına dönüşüverdi Memur-Sen.

Harcanan zamanı, tüketilen enerjiyi, ortaya konan eseri, insana dair her şeye taraf olmak, insanlık için irade ortaya koymak noktasında anlamlı ve değerli gören herkesle ve her kesimle insan, medeniyet ve değer parantezinde ortaklaşabilen, aksi yöndeki her iradeye karşı da örgütlü gücün hassasiyetiyle restleşebilen duruşun adıdır Memur-Sen.

Bu paradigmal çerçeveyi ve onu bezeyen değerleri ve fikrî referansları anlatmak için sayfaların, aktarmak için de zamanın ve mecalin yetersiz kalacağı kabulüyle üyeye, ülkeye, insanlığa ve yerküreye dair yapılanlar, deklare edilenler, elde edilenler ve tarihleşenler üzerinden yerelden evrensele, zerreden zirveye, zirveden yeni ufuklara yelken açan soylu mücadeleyi, erdemliler hareketini akademik ve aksiyoner hizmet sendikacılığı birikimini somut kazanımlar, duruşlar, terkipler ve ortaklıklar üzerinden de anlatmak gerekiyor.

Memur-Sen, 25 yıllık bir erdemliler mücadelesinin öncüsü olmasıyla birlikte, gerçekte ve hakikatte asırlar öncesinden seslenen ve asırlar sonrasına yürüyen inanç kulvarının adıdır. Emek tarafındaki fikir geliştiricisi, fiil üreticisi, özne ve öncü olmak yönüyle de lider yüklenicisi, teşkilat vasfıyla emeğin tanımını, paylaşımın kurallarını, hak ve hakkaniyet paradigmasını barışın, huzurun ve refahın ortak iradeyle inşasının ve bunların hepsi için bir emek ve adalet hareketi olarak söz söyleyen, söylemine sadık kalan, sadakatiyle kadim kavramlara can suyu arayan ve bulan çabanın adıdır Memur-Sen.

İnsan olma erdemini küçülten ve alçaltan, insana ve insanlığa zulmeden, milli iradeyi yok sayan, emeği sömürüye, ekmeği çürümeye mahkûm eden küresel sermaye odaklarının, ihtiyaçları sınırsızlaştırıp imkânları kısırlaştıran kapitalist sınıf sisteminin, tüm dünyanın sessiz kaldığı haksızlıkların karşısında bir mevzi, o mevzide başı dik duruşun adıdır Memur-Sen.

Evet, Memur-Sen’i özümsemek kolay, özetlemek zordur. Ancak yine de özetlemek gerekiyor. Tarih yapmanız yetmez, aynı zamanda tarihi yazmanız da gerekir. Binlerce yıllık emek, hak ve alın teri mücadelesinin 25 yıla sığdırılmış birikimin adı olarak Memur-Sen’in yaptıklarının, dirayetinin, direncinin anlatılması gerekiyor.

Bu adın mimarı Mehmet Akif İnan, emek mücadelesi tarihinde direniş hattının önemli öznelerinden biri olarak Memur-Sen’i kurdu. Memur-Sen’le başlayan erdemliler hareketi kamu görevlileri sendikacılığında köklü değişim ve dönüşümlere öncülük etti.

Kamu görevlileri sendikacılığının 4688 sayılı Kanun’la yasal zemine kavuşmasından toplu görüşme garabetini bitirip “toplu sözleşme” hakkının elde edilmesine;

Başörtüsü yasağı zulmünün sona erdirilmesinden kılık kıyafet dayatmasına karşı örgütlü direnişe;

Cuma namazı izninden Hac iznine, katsayı engelinden sekiz yıllık kesintisiz eğitim dayatmasının kaldırılması gibi birçok antidemokratik uygulamaya son verilmesine;

28 Şubat mağduriyetlerinin giderilmesinden Cumhuriyeti vesayet rejimine dönüştürmeye çalışanlarla mücadeleye;

15 Temmuz ulusötesi darbecileriyle mücadeleden, Anayasa değişikliği sürecine;

ILO’da Türkiye’nin çalışan kesimini kamu görevlileri düzleminde temsilden uluslararası sendikal bağların geliştirilmesiyle birlikte emek dayanışmasının saflarının sıklaştırılması ve emeğin sorunlarına küresel düzlemde çözüm üretme kapasitesinin artırılmasına ve kamu işvereni ve kamu görevlileri arasında sosyal diyalog zemininin geliştirilmesine varıncaya dek pek çok alanda, sahada ve zeminde kamu emekçilerinin örgütlü gücü olarak Memur-Sen yer almıştır.

Ve yine “aynı işi farklı sıfatlarla, farklı istihdam şekilleriyle, farklı maaş ve ücret ödeyerek yaptırmanın aklen, hukuken, ahlaken anlatılabilir ve kabul edilebilir olmadığı” gerçeği;

“Kamu hizmeti memurlar eliyle yürütülmeli ve kamu personel sisteminde temel istihdam modeli kadrolu memur statüsü olarak kabul edilmeli” deklaresi ve “Kamu personel sistemi sözleşmeli istihdamdan kurtarılmalı” iradesiyle 2011 ve 2013 yıllarında sözleşmeli personelin kadroya geçiş hakkını elde etmesinin de, “Geçici Personel” istihdamını yani 4/C’yi kamu personel sisteminin dışına iten, modern kölelik uygulamasına son verilmesinin de öznesi Memur-Sen’dir.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle birlikte yönetim alanındaki tehditleri ortadan kaldıracak şekilde düzenlemelerin hayata geçirilme sürecinde de;

Kamu görevlilerinin tarihsel birikimi çerçevesinde kamu personel sistemi ve istihdam anlayışının liyakat ve kariyer üzerine konumlandırılması sürecinde de “Güçlü Memur, Güçlü Devlet” ilkesinden yola çıkarak kadrolu istihdamın esas alınması ve liyakat temelli sınavların yapılması gerektiğine dair sendikal mücadele de Memur-Sen hikâyesinin parçasıdır.

Kamu vicdanı parantezinde Memur-Sen, insani değerlerimiz, millî ve manevi hassasiyetlerimizle restleşen demokrasi kültürünü ve insan haklarını yok sayan zamanı ve mekânı önemli olmaksızın her durumda hakkın ve haklının yanında bir omuz olmuştur. Nerede haklı başkaldırış, onurlu duruş ve emek mücadelesi varsa orada olmanın mutluluğunu hep birlikte yaşadık.

Bu çerçevede, okyanus ötesi şer odaklarının ve iş birlikçilerinin vatanı işgal etmeye yeltendiği 15 Temmuz’da milletimizle, devletimizle yan yana meydanlarda olmanın da 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerden sonra el değiştiren belediyelerdeki memura, sözleşmeli personele, işçiye yapılan zulüm ve emekçiye yapılan kıyımla mücadelenin de ön saflarında Memur-Sen yer aldı.

Zalimin adı fark etmeksizin Kudüs’te, Arakan’da, Suriye’de, Doğu Türkistan’da emperyalizmin, despotizmin, savaşın ve vahşetin karşısında insanın ve insanlığın vicdanı olarak ses yükseltmenin de adı Memur-Sen oldu.

Memur-Sen, sadece emek hareketi olarak değil, aynı zamanda merhamet hareketi olarak savaştan depreme, yoksulluktan açlığa, sel baskınından salgına, insanı ve insanlığı tehdit eden tüm felaketlere karşı dayanışma ve paylaşma ruhunu ortaya koymuştur.

Van depreminden Elazığ depremine, Filistin zulmünden İdlib’deki insani drama, Doğu Türkistan’dan Halep’e, kumanya desteğinden millî dayanışma kampanyasına, mültecilerin sınır geçişlerindeki hak ihlallerinden tüm insan hakkı ihlallerine varıncaya kadar zulmün, işkencenin, açlığın, zorluğun ve sıkıntının yaşandığı tüm coğrafyalarda dilenmek yerine direnmenin, vazgeçmek yerine sabretmenin önerildiği bir medeniyetin ve inanç ikliminin mensupları olarak maddi yardımlardan insani yardıma varıncaya kadar özgürlük ve adalet hareketinin paydaşı olmuştur Memur-Sen.

Şu bilinsin ki, Memur-Sen olarak, emek için ter dökmeye, özgürlükler için irade göstermeye, adaletin yanında durmaya, hakkaniyet ve refah için mücadele etmeye, yasakları, sınırlamaları sona erdirerek özgürlük alanlarını genişletmeye, gerçekten demokratik hukuk devletini insan için, insanı yaşatmak için, tam ve eksiksiz şekilde kurmaya dönük her çalışmanın öncüsü olmaya da paydaşı olmaya da katkı sunmaya da hazırız. Çünkü biz Mehmet Akif İnan’ın zemininde aksiyoner hizmet sendikacılığının hem kurucusu hem kurgucusu hem de yaşatıcısıyız. Çünkü Memur-Sen, aydınlık ve adil yarınların inşası yolunda; hakkın, refahın, ümidin, geleceğe dair umutların yeşerdiği, karamsarlığın yok edildiği, vaatlerin icraata dönüştüğü, imkânsızlıkların başarıldığı bir iklime doğru yol alırken mücadele azminden taviz vermeden, geri çekilmeden, emeğin, ekmeğin ve alın terinin hakkı için sadece yerel değil, evrensel barışın sağlanması için de gece gündüz çalışmanın adıdır.

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top